Yeni ürünler, VIP teklifleri, blog özellikleri ve daha fazlası hakkında bilgi sahibi olmak için e-posta adresinizle kaydolun.

Ben, Çerkezköy ve Festivaller…

Posted on 0 44 Görüntüleme

Bu hafta kendimi kaybetmiş vaziyette hem çalıştım hem de her zaman ki gibi çalışırken eğlendim. Öyle ki, paylaştığım fotoğraflardan sonra “sen rio karnavalına mı gittin” diye arayıp soranlar oldu.

Sahi burası nasıl bir yerdi?

Yani Çerkezköy başta olmak üzere “Trakya nasıl bir yer?” diye kendime sormadan edemedim. Çerkezköy ve Kapaklı’da şölenler, Çorlu ve Saray’da Festivaller derken araya bir de Trakya düğünü sıkıştırdım. Anladım ki Trakyalı olmak, bol bol eğlenmeyi gerektiriyor.

Festival boyunca insanları gözlemledim, bunu istem dışı yaptım. Ben dans gösterisini gerçekleştiren Ukraynalılar için hayranlıktan ölmek üzereyken, Saray’da bir kısım Trakyalı kadın çekirdek çitleyerek yaptığı dedikodudan çok daha fazla zevk alıyordu, diğer bir kısmı ise Ukraynalıların dansını izlemediği gibi sergiledikleri dansların müziği eşliğinde Trakya dansını ortaya koyuyorlardı. Başka bir kesim ise ne o şaşalı görüntüye, ne o sahnedeki şova, ne de onca emek verilerek kurulmuş festival alanına aldırış bile etmiyordu. Çayını yudumlayıp, langırt oynuyordu. Önce çok şaşırdım, sonra düşündüm ama anlam veremedim.

Kendi adıma bu tarz etkinlikleri az gördüm ondan zevkle izliyorum desem, değil! Anladım ki; Trakyalı olmak gerçekten önce “ben” demek ve umursamamaktı dünyayı.

Bu tarz gösteriler büyük şehirlerde deli gibi paralar karşılığında izlenebiliyor, oysa burada belediyeler bunu tüm halkı için hem ücretsiz hem de en zevkli hale getirmek için canla başla çalışıp duruyorlar. Ama anladığım kadarıyla bir Trakya düğünü kadar etkili olamıyorlar. Burada insanlar kesinlikle düğünlerde daha mutlular ve inanılmaz eğleniyorlar.

Kendi adıma Çerkezköy, Kapaklı ve Saray belediyesini canı gönülden tebrik ediyorum, çok başarılı, çok renkli ve gerçekten “sanat-kültür-barış” odaklı bu tür bir organizasyon düzenledikleri için. Bu hafta yaşadığım bu şenlikler, bir kez daha şu sözü hatırlamama sebep oldu; “İnsan nasıl bir ruha sahipse gittiği her yerde kendi gibi ruhlar, kendi gibi mekanlar bulur”. 

Şimdi anlıyorum hayat beni git gide bana benzeyen yerlere sürüklüyor. Çok sürmez ruhum değiştikçe değişiyor, hayata bakış açım evrim geçiriyor, yakında yeni memleketlere yolculuklar başlar bende. Yine ben gibi olanların olduğu diyarlara, ama her seferinde biraz daha büyümüş, biraz daha olgunlaşmış, biraz daha hiçliğe yol almış şekilde.

İyi hafta sonları olsun hepimize. Rio karnavalı gibi renkli, Trakya kadınları gibi umarsız ve neşeli bir hafta sonu.

 

Ne zaman mutlu oluruz?

Dansın şifa olduğuna inandığımız zaman!

Yazıyı Paylaş

Henüz Yorum yok, ilk yorumu sen yap.

Ne Düşünüyorsunuz?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir