Yeni ürünler, VIP teklifleri, blog özellikleri ve daha fazlası hakkında bilgi sahibi olmak için e-posta adresinizle kaydolun.

Çare – Sizlik

Posted on 0 760 Görüntüleme

İşte tüm hayat aynı bu başlık gibi aslında…

Yani iki farklı kelime, bir bakın, aslında vurgu belli, çarenin tam sizlik olduğundan bahsediyor diyorsunuz değil mi?

Şimdi, başlığı tekrar dönüp okuyun hatta tireyi yok sayın bakın o an her şey nasıl değişiyor…

İşte uyandığımız sabahlar, yattığımız akşamlar, sevdiğimiz adamlar / kadınlar, yediklerimiz, yemeyi hayal ettiklerimiz, sahip olduklarımız, kaçırdıklarımız ne varsa aslında hepsinde bir TİRE var ve anlam karmaşasına neden oluyor…

Ben ruhu karışık biriyim, karışık derken bunu ben yapmadım. Yaşam dediğiniz süreç kişisel bir şeydir ya, ben kısa sürede uzun yolculuk yaptığıma inanıyorum. Bu uzun yolculukta da çok çok kitap okuyorum kimi zaman insan hayatları, kimi zaman insan psikolojisi ama gördüğünüz gibi hep İNSAN üzerine…

Neden biliyor musunuz, biraz daha anlamak, daha fazla vermek, daha fazla mutlu olmak, daha daha da daha insan kalarak yaşayıp yaşlanarak ölmek için…

Ancak ben yakın zaman önce açılmış olan iç gözümle görmeye başladığımdan beri, okuduğum kitaplar yetmez oldu ruhuma… Çünkü gözüm öyle şeyler görüyor ki canımı yakıyor.

Çaresiz bir hal içersindeyim, bugünlerde içimde garip bir rüzgar esiyor. Kimse beni yada benden esen rüzgarı dikkate almıyor ancak biliyorum o sessiz esen rüzgar yakın zamanda gelecek olan kasırganın habercisi… Hem ılık, hem üşütüyor ellerimi. Aynı zamanda bu rüzgar kulağıma fısıldıyor usulca. Sanki bana her şeyin yanlış gittiğini aslında çok yalnız olduğumu söylüyor.

Oysa ben daha düne kadar çok kalabalık değil miydim?

Çocukluk arkadaşlarım yok muydu?

Beni seven bir adam?

Canım Ailem?

Bedeniyle burada olmasa da ruhuyla sağ omzumda oturan babam?

Yoklar mı?

Yani rüzgar ben yalnız mıyım?

“Evet… Evet… Evet…”

İnsanın iç sesi hiç yanıltmaz derler ya kesinlikle doğru, çoğu zaman belli bir süre kulaklarımızı tıkarız o sese, çünkü yalnızlığımızı yüzümüze vuracak kadar cesurdur o ses, bileklerimizi şak diye kesecek kadar keskindir o ses, o ses gerçektir duyması, anlaması kadar ağırdır aslında…

Ben şimdi farkında olmadan açtığım iç gözümle birlikte kulaklarımı da sonuna kadar dayadım iç sesime… Duyuyorum artık, görüyorum artık. Ve bu nedenledir ki sadece kendime üzülüyorum artık. Acı çekiyorum. Yalnızım. Ruhum küskün…

Çünkü içsesim, doğru sesim, tüm notaları birleştirmiş aynı ritimle çalıyor bu yolculuğumuz en uzun senfonisini…

YALNIZSIN! ÇERESİZLİK kapında kalıcı yolcu olmuş artık misafirliğe çoktan veda edip, koynunda uykuya koyulmuş.

“Ben yaralı güvercinim umuda kanat çırpan”…

İnsanlar kendileri çaresizliğe düşerler ve yine kendileri çarelerini bulurlar değil mi? DEĞİL! Ben vitrinde gördüğüm o pembe elbiseyi sadece denemek istedim, bilseydim ilk denediğimde karşısında durduğum aynanın sihirli olduğunu, beni masallar diyarında olduğuma inandırıp sonra çaresizliğin ortasında bırakacağını, değil denemek dönüp bakmazdım masalların o şeker pembesine…

Şimdi tüm renkler korkutuyor beni, ya onlarda masalsa, MAVİ GÖK, KIRMIZI BAŞLIKLI KIZ, BEYAZ KAR, SİYAH ADA gibi…

İlk defa bu kadar çaresizim ve ilk defa ben ÇARE üretmek istemiyorum. ÇARE kendisi gelse beni de alsa ve götürse, renklerimi özgür bırakıp bana geri verse, gözlerime dokunsa yaşlarımı silse, dilime çare sürse de tekrar o şen kahkahalarımı atsam.

Olmaz mı? OLABİLİR! ( umarım )

Ben, kitaplarım ve kuşum bekliyoruz bavulumuz hazır ÇARE’nin gelip bizi götürmesini, yanıma alacağım başka tek bir şeyim yok benim, düşünün ne kadar çaresiz ve yalnızım!

Dinlemenizi tavsiye ettiğim şarkı;
Şebnem Ferah / Hoşça kal

Bugünkü dileğim;
ÇARE’m beni bulsun!

Çaresizliğin pençesine düşmemeniz, düştüyseniz çarenize kavuşmanız dileğiyle…

Yazıyı Paylaş

Henüz Yorum yok, ilk yorumu sen yap.

Ne Düşünüyorsunuz?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir