Dini bayramlar ve ben!

Bayramlar çocukluğumun bittiği gün itibari ile benim için sadece bir eziyete dönüştü. 13 yaşımda iken çocuk olmaktan vazgeçip yetişkin ebeveynlerimin rollerine bürünmek zorunda kaldığım yıllar itibariyle bayram deyince gereksiz çekilen trafikler, birbirine laf sokan aile büyükleri, kavgaların hatırlandığı, kinin coştuğu karşılaşmalar ve sokaklarda gözlerinde yılda bir bilemediniz şanslılarsa iki kere yeni kıyafet alınan çocukların sevinçleri dışında bir şey ifade etmez hale geldi.

Hele kurban bayramları. Etrafta kokular, alna zorla sürülen kanlar,  çocuklara sanki bugüne kadar her şeyi çok güzel izleterek öğretiyormuşuz gibi kurban kesimi izletmeler, et yemeyenleri yadırgamalar yani kısacası bu bayram hepsinden de anlamsız benim için.

Hele bir de tüm bu anlamsızlıklarıma 12 yıl önce babamı kaybetme ve daha arefe gününden mezarlığa gitme stresi sardığından bu yana keşke kaldırılsa takvimden bu bayramlar diyorum.

Düşünsenize süslenmiyorsunuz çünkü babanızın evine değil, elini öpmeye değil, mezarlığına ve soğuk mermere dokunmaya gidiyorsunuz. Makyaj yapmıyorsunuz, oje sürmüyorsunuz çünkü sohbet etmeye değil, abdest alıp dua okumaya gidiyorsunuz. Hangi yaşta olursa olsun hangi çocuk böyle bir bayramdan zevk alır ve mutlu olur ki?

Son birkaç yıldır annemizin isteği üzerine, aman ona da bir şey olur içimize dert olur korkusu yüzünden kurban kesiyoruz iki kardeş. Oysa ki ben görüş olarak karşıyım buna. Sonuçta o kurban parası ile kim bilir kaç çocuk mutlu olur, kim bilir kaç ailenin borcuna eda olunur, kim bilir kaç yaşlıya bakım sağlanabilir. Ama işte bazen duygusal bağlarınız sizin hayat görüşlerinizin önüne geçebiliyor.

Bundan 10 yıl önce kız kardeşimle birlikte hiç tanımadığımız ve 3 çocuğu olan bir aile bulmuştuk. O zamanlar kurban kesecek kadar maddi olarak yetkin olmadığımızdan biz de bu tarz bir şeyle kendimizi mutlu etmek hem de birilerini kısa da olsa mutlulukla tanıştırmak istemiştik. O zaman o üç çocuğa renkli balonlar ve renkli kıyafetler alıp gittik, hiç unutmuyorum bir bodrum katıydı ve eve girdiğiniz an antre vardı ve antrede iki kişilik bir kanepe ama dünya güzeli üç çocuk halının üzerinde, onlar bizi, biz de onları tanımıyoruz. Sevinçten delirmişlerdi, o renklerin içinde onların gözlerinde ki parıltı çok daha renkli kalmıştı. İşte o bayram gerçek bir bayramdı.

Umarım hayatım boyunca birilerine şifa olabildiğim bayramlar yaşama şansım olur.

“Kurban olurum” sözcüğünü çok sever ve kullanırım lakin “kurban” kelimesine git gide alerjim olmaya başladı. İlişkiler de kurban olmak, işte kurban olmak, suç mahallinde kurban olmak, al işte gel de sev bu kelimeyi. Sanırım sevgimi gösterirken kullandığım “kurban olurum sana” cümlesinin yerine başka bir cümle bulmam lazım.

Önerisi olanlardan bekliyorum!

Bu sene de takvimde yer alan “Kurban Bayramı” vesilesi ile sizlere, ailenize, hepinize sarılıyorum bir ağaca sarılır gibi. Her birinizden kendime şifa diliyor, bayramınızı kutluyorum.

 

Ne zaman mutlu oluruz?

Asıl bayramın insanları sevindirmek ve onların derdine bir kaşık şurup misali ilaç olmak olduğunu anladığımız zaman.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*