Yeni ürünler, VIP teklifleri, blog özellikleri ve daha fazlası hakkında bilgi sahibi olmak için e-posta adresinizle kaydolun.

Gelmesi en beklenen

Posted on 0 610 Görüntüleme

Gelmesi en beklenen…

Ne kadar kolaymış, ne kadar basit. Önce kırıcı bir cümle, ardından kapanan telefonlar ve silinen resimler.

Önce birkaç gün eğlenceden boğulduğumuz sonra büyük, derin, siyah bir yalnızlık senfonisi…

Sonra anlatmaktan bıktığın saatler ya da anlatmaya doyamadığın günler. Derken gelmesi en beklenenin gelmediği gibi, gitmesini hiç istemediğimiz zamanın kum gibi kayıp gitmesi…

Oysa başlarken ne zordu değil mi?

Nasıl söylerimlerin havada uçuştuğu, telefon tuşlarına milyon kez basıp sonra yanlış aradımların birbirini kovaladığı…

Sonra ilk buluşmalar, en berbat yerlerin en acı çayından içerek zemzem içmiş misali gülümsemek ve huşu içinde olmak.

Ve birbiri ardını takip eden hep mücadeleci, savaşların verildiği, kayıpların arttığı, bütün olmanın derdiyle kendi içimize yalnızlaşmaya doğru giden günler…

Ve her şeyden herkesten koruduğumuz bir aşkı ellerimizle tutarken bir anda aşka karşı korunma yöntemleri geliştirmeye başlamak.

Önceleri kaybetmekten korkarken şimdilerde korkuyu kaybedememenin ışığında olmak.

Yemek masalarında fonda güzel bir şarkı ile yanan mumların ardından, gözyaşı melodisi ile yanan dilek mumlarını söndürmek.

24 saat yüzünü seyrederken ayrı kalınan 25. saatte resmine bakmaya doyamamaktan, şimdilerde resmine öylece boşluğa bakar gibi bakmak ve o boşlukta uykuya dalmak.

Uzun telefonlardan uyuyamadığın gecelerin ardından sessizliğin çığlıkları arasında uyumaya çalışmak.

Dünya bir yana sen bir yanaların ardından, dünyada yok sayılmak!

Aşk böyle bir şey, varmış gibi yapıp yok olan!

Kardelen ve Toprağa annelerinden bir masal: Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman, kalbur saman içinde. Bir aşk çeşmesi varmış. Bu çeşmede bir kurbağa beklermiş, bir gün küçük çadı prenses olmaya karar vermiş ve masallarda olduğu gibi ilk kurbağayı öperek başlamış bu işe… O küçük kurbağa prense, o küçük cadıda prensese dönüşmüş. Çok mutlu olmuşlar, çok güzel yaşamışlar, krallıklar için savaşmışlar, kendilerine ait bir dünya kurmuşlar, derken bir gün çeşme başında suya düşmüşler ve çıktıklarında her ikisi de eski haline geri dönmüş. Yeniden kurbağa ve cadı olmuşlar! İşin sırrı da bu ya su onları uyarmış kurduğunuz dünyanın dışına çıktığınız ilk an yolunuz bana düşecek ve size verdiklerimi geri alacağım. İşte merak onları bu su ile ayırmış. Bu masal kitaplardaki gibi mutlu bir sonla bitememiş.

Masallar diyarında yaşamanın nasip olduğu bir AŞK diliyorum herkese…

Yazıyı Paylaş

Henüz Yorum yok, ilk yorumu sen yap.

Ne Düşünüyorsunuz?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir