Cinsel yaşam için tabuları yıkmalıyız!
Dünya Cinsel Sağlık Birliği (WAS) tarafından başlatılan “Dünya Cinsel Sağlık Günü” her sene 4 Eylül tarihinde tüm dünyada düzenleniyor. Amaç cinsel sağlığı hakkında bilgilendirmek. Üsküdar Üniversitesi Feneryolu Polikliniği Uzmanlarından Dr. Psk. Cengiz Demirsoy ve Psikolog Çiğdem Demirsoy bu konudaki değerlendirmelerini yaptılar. Mutlu bir ilişkiniz olsun ve aynı zamanda da harika bir cinsel hayatınız olsun istiyorsanız önce tabularınızı yıkın. Cinselliği konuşun. Cinselliğin ayıp olduğu, kadının cinsellikten zevk alması, cinsel fantezi kurmak, kadının cinsel ilişkiyi başlatması şeklinde bir çok yasak diye adlandırılan aslında çok normal olan şeyleri tabu olmaktan çıkarın. Yoksa bireysel ve toplumsal olarak cinsellik hakkında pek çok yanlış bilgiyi beraberinde taşımaya devam edeceğiz.
Doğru bilinen yanlışlar:
- Kadın cinsel ilişkiye daima hazırdır
- Erkek cinsel ilişkiye daima hazırdır
- Cinselliğin temel amacı cinsel ilişkidir
- Cinsel doyum penisin büyüklüğüyle doğru orantılıdır
- Mastürbasyon zararlı ve günahtır
- Karşı koymayan kadına tecavüz normaldir
Böyle durumlar kişilerde korku, önyargı veya saldırgan davranışları da beraberinde getirir. Toplumların sürekli olarak doğru ve yeterli bilgilendirilmesi (radyo, TV, güvenilen internet siteleri), okullarda (ilköğretimden üniversiteye kadar) cinsel bilgiler dersi olması, evlilik öncesi eğitim ve kurslar, güvenilen kaynak kitaplardan yararlanılması çok önemlidir.
Ayrıca cinsel işlev bozuklukları için kişiler mutlaka terapistlere, psikologlara, psikiyatristlere, aile hekimlerine, hastanelere ve aile sağlığı merkezlerine başvurmalıdır, bundan çekinmemeli ve bunu saklamak zorunda hissetmemeliler.
Cinsellik aslında yaşamın doğal, sağlıklı bir yanı ve ayrılmaz bir parçasıdır. Cinsellik toplumda çok rahat konuşulamayan bir alan olduğu için kulaktan kulağa aktarılan yanlış bilgilerle öğreniliyor ve farklı kültürel bakışların işin içine girmesiyle iyice karmaşık bir hal alıyor. Oysa cinsel sorunların nedenleri arasında hatalı bilgi ve inançlar ilk sırada geliyor. Bu konuda farklı disiplinleri bünyesinde bulundurduğu için üniversitelere büyük iş düşmektedir.



Ne Düşünüyorsunuz?