Bugün benim hayatımın en önemli günü…
Genç kızların hayatlarının en önemli günleri genellikle beyazı giydiklerinde olur, ama benim beyazım farklı tıpkı tüm hayatımın diğerlerinden farklı olduğu gibi, artık pek bir önemi de yok, çünkü benim bugün beyazı BABAM giydi, gelin gibi uğurladık onu, şarkı türkü yerine ağıt yaktım babama, beyaz giymek yerine kefen sardım canıma, yorgan yerine toprak attım üstüne, sıcak teninin yerine sarıldım kuru ve soğuk toprağına…
Herkes saat 17:10 olduğunda sevinir, mesai bitmiştir, hafta sonu gelmiştir, akşam olmuştur, sevgiliye kavuşulur, nefis akşam yemeği, müthiş bir uyku, ama benim için 17:10 demek tam bir yıldır her gece kulaklarımda çınlayan bir anons sadece… ( HASTA NURETTİN BAŞYURT YAKINLARI AMELİYATHANE KAPISINDA BEKLENİYORSUNUZ)
Umuda doğru koştum, ayaklarımı kırdılar bu kapıda, hayaller kurdum yok ettiler bu koridorlarda, gelecek için savaştım geleceğimi aldılar bu Kadıköy’de…
Ben tam bu sırada o günlerde beni hiç yalnız bırakmayan arkadaşlarımın beni güldürmek biraz olsun kendime getirmek için yaptığı geyik esprilere gülüyor ve önümde duran bir poşet abur cuburdan hangisini yesem diye sordukça bulanan midemle gelecek haber arasında sürekli mekik dokuyordum. Ve ben o anonsu duydum, yerimden fırladım ve çoktan varmıştım o soğuk kapıya…
Dr. : Nesi oluyorsunuz hastanın?
Ben: Kızıyım
Dr. : Abinde gelsin
Ben: Abim yok
Dr. : O zaman yanınıza biri gelsin
Ben: (döndüm ardıma baktım herkes ordaydı, ilk caner’le göz göze geldim, sonra dedem elime çarptı onu ittim, sen olmaz dedim, sen olmaz, o an bile iki şeyi hatta birkaç bir şeyi aynı anda düşünmüştüm, ya haber kara ise, o yaşlı dayanamaz ise gibi gibi…) Amca sen gel, (Nihat olanına, aslında babamın amcasının oğlu olanına, ama yıllarca amca zannettiğime, dedem diye bildiğim adamın oğlu olana…)
(Dr.’un karşısına geçtik, gözlerine baktım)
Dr. : Nurettin beyin ameliyatı çok başarılı geçti, o çok güçlü biri (dedi ve ardından )başınız sağ olsun, hastayı kaybettik
Ben: Teşekkür ederiz Dr. Bey… ( ne dediğini anlamadan dr.’un, ve saniyeler sonra kalbimle kafam arasında iki cümle çarpıştı, çok “başarılı geçti” ve “başınız sağ olsun”…)
(Ben haykırdım)
Ben: Amca ne diyor dr.
Amcam: Kızım yok bişey…
Sonraki çığlıkları ne tekrar yaşamaya ne de yazmaya gücüm yok…
O an tek anladığım evet amca yok bir şey artık yoktu bir şeyimiz, hiçbir şeyimiz, çünkü gitmişti her şeyimiz…
Şimdilerde babamı düşündüğümde Allaha iki şey için teşekkür ediyorum, birincisi babamın sevgisinin bize tam vermesi için izin vermiş olmasına, ikincisi onun hayatta olup sakat kalmasını engellemesine…
Ben kötü kaderimle yaşamayı öğrendim bunu öğrenmekle kalmayıp onunla yaşamaya karar verdim. Ben yıllar önce yanlış anlayıp yitirdiğim çocukluk anılarımla, ilk aşık olduğum adamda ilk büyüme hareketimle ve ellerimden kayıp giden canım babamın ölümüyle…
Ben bu ölümle çok şey öğrendim, şimdi domino taşlarını nasıl dizmem gerektiğini biliyorum, hayatta ne yaparsan yap senin ummadığın, istediğin ya da istemediğin bir zamanda ve şekilde öleceğini, yaptığın her şeyin bir gün ortaya çıkacağını, sen iyi kal insanlar senin iyiliğinden utanacağını daha sayamadığım bir sürü şey…
Haa bir de baba demek gerçekten o evin her şeyi imiş, sen ne yaparsan yap, başarın, paran, kişiliğin, kariyerin, karakterin, aslında tüm savaşın baba içinmiş…
Yani aslında benim savaşım babamaymış…
İspatlarım, gururlarım, kariyer inadım, aşk anılarım, gizli saklı yaptıklarım her şey babamaymış…
Babam bu sana;
Babam
Rüyalar görüyorum içinde senin olduğun
Kimi zaman kızgın
Kimi zaman kırgınsın
Ama çoğunlukla sen benim her zamanki yakışıklı babamsın
Kır saçların
Kırış kırış olmuş alnın
Bizi sevdiğini hep söyleyen o dudakların
Sert ama şefkat dolu ellerin
Yamuk ama asil duruşun
Ama çoğunlukla sen benim her zamanki yakışıklı babamsın
Sesin aynı, gel diyor bana
Elimi uzatıyorum
Erken diyorsun
Yüzün aynı bak diyor bana
Gözümü açıyorum
Sus ağlama diyorsun
Özledim, çok yalnızım diyorum
Sağ omzundayım diyorsun
Peki, baba tam bir yıldır sen nerde duruyorsun
Peki, baba tam bir yıldır ben ne kadar körüm ki bakıyorum da göremiyorum
Peki, baba sence ben daha kaç tam bir yıl sensiz yaşayacağım
Peki, baba ben kurduğum hayalleri sen geri gelirsin diye daha tam kaç bir yıl erteleyeceğim
Bir gün gelecek, beyaz giyeceğim, belimde kırmızı kurdele, elimde sarı – beyaz papatyalar, dilimde sana yaktığım ağıt, gözümde o soğuk yüzüne düşürdüğüm yaş, dudaklarımda buz kesmiş teninin soğukluğu olacak…
Peki, baba ben nasıl giderim bu beyazla yeni evime
Peki, baba ben bugün ne yapacağım
Buda sana canım babam:
Nur mudur yüzündeki, yoksa bize olan özlem mi?
Ufuk mudur orda duran yoksa sana olan uzaklık mı?
Rüya mıdır ölümün yoksa ölüm rüya mı?
Ellerin mi avuçlarımda kalan yoksa toprağın mı?
Tabut mudur içinde olduğun yoksa toprak mı?
Tut ki rüya, tut ki yalan, şaka tüm bunlar
İnanan mı sen yoksa inanan ben mi?
Neden mi yoksa gidişin nedensiz mi?
Nuran Ben;
Özlemi tavan yapmış
Bugünlerde mezarlığı mesken tutmuş
Babasına sıkıca sarılmak için rüyalara dalmış
Baba kefen sende, sen tabutta, tabut toprakta, topraksa hep avuçlarımda, hayatımda…
“Seni ölesiye özledim, hiç kimseyi böyle özleyemem imkansız, sevginin de özlemin de ne olduğunu senin toprakla bütün oluşunda, gözyaşımda kayboluşunda anladım.



emine
11 Mayıs, 2012mekanı cennet olsun canım 11 yılı geçti o acıyı yaşayalı yazdıklarını okurken durmadı yaşlar gözümde öle iyi anlıyorum ki seni canım benim ve evet kız çoukları babaları ölünce büyürmüş biz galiba erken büyüdük ama bizim krallarımız bizi cennetin en güzel yerinden izliyolar eminim canımmm mekanı cennet olsun babalarımızın 🙁
KARDELEN
14 Mayıs, 2012:”( Canımsın…
pınarçe
14 Mayıs, 2012nuranım içim cız etti okurken allah o yattıkça size ömür versin.. yeri dolduramaz biliyorum allah sabır versin 🙁
KARDELEN
14 Mayıs, 2012Düşünmesi bile imkansız değil yerinin doldurulması :”(
hanife şahin
15 Mayıs, 2012nuranım allah size ömür versin. babacığına da allah rahmet eylesin mekanı cennet yoldaşı hz.muhammed (s.a.v) olsun inşallah.