Yeni ürünler, VIP teklifleri, blog özellikleri ve daha fazlası hakkında bilgi sahibi olmak için e-posta adresinizle kaydolun.

Ölümün arkasından yapılanlar sahi ne işe yarıyor?

Posted on 0 66 Görüntüleme

Ölmeden önce yapsak ya…

Öldükten sonra biri ya da birileri için koşmak neye yarar ki?

Keşke ölmeden önce aç kaldığı günleri bilebilsek ve sevdiği yemeklerden yedirme şansına nail olsaydık.

Keşke sevdiği çiçekleri fark etseydik te bir buket bilemediniz bir saksı eşliğinde gözlerinin göreceği, elleriyle dokunacağı ve kalbiyle hissedeceği çiçekleri kendisine gönderseydik.

Ölüm keşkeden başka bir şey değil. En sık hatırlamamız gereken iken en çok unuttuğumuz şey. Her şeyden daha öte tutmamız gerekirken varlığına bir türlü inanamadığımız şey.

Evet, kimse ölmek istemez gerçekten, ne yaşarsak yaşayalım, ne kadar acı çekersek çekelim asla bu dünyadan, çoğunlukta şikayet ettiğimiz bu hayattan, sevdiklerimiz kadar hatta sevmediklerimizden bile kopmak istemeyiz. Kimse gerçekten ölmek istemez.

Ölmek öyle bir son ki artık hiçbir kuvvet hiçbir şeyi değiştiremez.

Ölmek hayatta kalanların sevdiklerini kaybettiği ya da sevmeyenlerin oh olsun dediği bir şey değildir. Ölmek yaşamaya gücümüz yokken bile yaşamaya çalışma ihtimalimizin yok olması demek.

Ölmek en kızdığımız kişilere ya da olaylara sonsuz bir hasret kalmak demek.

Sonsuzluk işaretinin bence ne yazık ki yan yana durabileceği tek şey ölüm. Onun dışında hiçbir şey sonsuz değildir. Sevgiler, aşklar, para, huzur, sağlık, evlat, günahlar, ayıplar, sevaplar, kötülükler, iyilikler her şey ama her şey bir sona bağlıdır. Taki bir gün, bedenimizin mermerden sert, buzdan soğuk olduğu o anı yaşayana kadar. İşte sonsuzluk ancak orda başlar.

Ölümün üstelik öyle sizin bildiğiniz gibi matematik hesabı da yoktur, yaşı gelen gitmez, öyle gidenler gördüm ki değil yaşı yaşamadı ki daha, çok gençti, görecekti, sevecekti, gülecekti, ağlayacaktı dediğim kayıplarım oldu benim. Aman zaten yaşlıydı dediklerimde. Oysa ne saçma dimi, hangimizin hangi yaşta yaşama doyacağına ne hadle karar veriyoruz.

Ölümden korkup korkmadığımı bilmiyorum, ölümü defalarca en sevdiklerimde yaşamama rağmen hala yeni bir ölümle karşılaştığımda ne yapacağımı bilmiyorum, duygularım arapsaçı gibi, gözyaşlarım akmakla akmamak arasında sıkışıp kalıyor. Çünkü artık neye üzüldüğümüzü de anlamıyorum, madem insanların ölümleri bizi bu kadar üzüyor o zaman neden insanlara kötülük yapıyoruz, madem ölüm bu kadar acı o zaman neden birbirimize gereksiz konuları acı gibi aksettiriyoruz.

Sahi biz ne zaman gerçek bir maneviyata kavuşup insanca yaşamayı başaracağız?

Çok yaşlanmadan ölmek istediğimi hep söylerim. Bunu söylerken de korkarım. Rahmetlik babam 50 yaşına gelince öleyim daha uzun yaşamayayım, iyi ve sağlıklı bir gençlik geçirmedim kimsenin bana bakacak hale gelmesini istemem derdi. Ve öldüğünde tam 50 yaşındaydı.

Ömrümün son 1 yılı hariç, hayatımın 13 yaşından 33 yaşına kadar olan tüm kısmını maddi, manevi planlar üzerine kurarak yaşadım, her şeyi planladım ve tüm planlarım kusursuz işledi, taki kendi masalıma bir son yazmayı unuttuğumuz fark ettiğim an her şey bir anda bozuldu. Onca kaygı dolu, hep bir sonraki günü ve yılları düşünerek geçiren ben, bu kez planladığımın dışında bir şeyle karşılaşmıştım. 20’li yaşlardan 30’lu yaşlara kadar aynı şeyleri hayal edip, olması için didinip durmuştum, sonuç tanrı bana güldü ve bak benim de senin için bir planım var. Plansız olmayı öğrenmen ve bu hayatın sadece senin hayatın olduğunu anlaman için yaptığın kaleyi her şeyiyle yıkıyorum dedi. Elimde ne kadar hayalim varsa, ne kadar çocukluktan başlayıp gelen başarılarım varsa aldı. Şimdi dedi, hadi dedi, bir daha plan yapsana…

Yapmadım, son 1 yıldır hiçbir şeyi planlamıyorum. Öyle ki bazen  planlamak istiyorum ama artık aklım bana ayak uydurmuyor.

Bir gün birilerinizden önce ölücem, arkamdan çiğköfte ve turşu dağıtın, beni görmeye gelenlere helva değil saksıda çiçek verin, yakın desem yakmazsınız bari mezarımı sürekli yeni çiçeklerle süsleyin. Bir de taşıma lütfen “her zaman çok sevmeyi sevdi” yazdırın.

Tabi Tanrı buna izin verirse (sesli güldüm ağlarken).

Yazıyı Paylaş

Henüz Yorum yok, ilk yorumu sen yap.

Ne Düşünüyorsunuz?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir