Yeni ürünler, VIP teklifleri, blog özellikleri ve daha fazlası hakkında bilgi sahibi olmak için e-posta adresinizle kaydolun.

Hayat her şeye rağmen güzel!

Posted on 0 254 Görüntüleme

Merhaba sevdiklerim ve sevmediklerim.

Dün sabah bir telefon aldım, bir arkadaşım 7 şubat tarihinde beynine giden pıhtı ile komalık olmuş ve hastaneye kaldırılmış. 21 gün hastanede yatmış ve bu esnada bu pıhtılaşma durumu 2 kez tekrarlamış, kısacası daha 30’larında olan bu gencecik arkadaşım az kalsın ki hayatının baharında kapatıyormuş güzel gözlerini dünyaya…

Duydum, şok oldum ama sesi iyiydi basit algıladım. Koştum akşam gittim. Hatta o kadar sersemlemişimki bir çiçek bile almayı akıl edemedim. Ama biliyormusunuz kapıdan girdim ve onu gördüm o kadar üzüldüm ki… Kaybetme duygusu sadece kaybettiğinizde yaşanmaz, kaybedeceğinizi düşündüğünüz an acır içiniz. Aynen öyle oldum. İçim acıdı, çok gençti, iyiydi, kendi dünyasında mutluydu, insanlar, çevredeki koca karılar bile kendisini çok seviyordu…

Korktum yüzüne baktım bana baktı ve gözlerinde iyiki ölmedim ifadesi vardı bende de çok şükür sana bir şey olmamış ifadesi…

Kim bu?

Çok yakın arkadaşım mı?

Hayır

Kendisini sadece 2 yıldır tanıyorum taş çatlasa 10 kez gördüm ve her bir görüşme patlamış tuvalet, çatlamış doğalgaz, akan tavan, soğuk ev gibi bir sürü sorundan kaynaklı…

Ama o bir insan, anne evladı, kimilerine arkadaş, güzel bir kızın beklide beyaz atlı prensi, doğmamış bir çocuğun babası… Yani benim çok yakın arkadaşım olmasına gerek yoktu o acıyı içimde hissetmem için o an tekrar anladım…

Ben hep etrafımdakilere söylerim onlarda bana kıza ( ailem – arkadaşlarım vs )… Ben yabancı insanları ve yabancı ilişkileri seviyorum. Neden biliyor musunuz? Sizi tanımak ya da kendini tanıtmak için uğraşmıyor. Bu nedenlede bir çıkar davasının ortak suçluluları olmuyorsunuz. Karşılaştığınız yerde sohbet ediyor, eğleniyor, bilgi paylaşıyorsunuz. Konuşmak istediğinizde arıyorsunuz. Canınız istemediğinde telefonunu açmıyorsunuz ama asla size küsecek yada kızacak korkusuyla yalan bir ilişki olmuyor aranızda.

Her şey ONE SHUT olsa diye bir köşe yazım vardı fakat ailem – yeni kurmak istediğim aile ve toplum kuralları dayanamaz diye yayınlamadım. Aslında o yazıda da anlatmak istediğim, kimseyi damarınızdaki kanla bütünleştirmek için delirmezseniz ne kimseye zararınız olur ne de kendi psikolojinizi yıpratırsınız. Her şeyi olduğu yerde ve zamanda yaşayıp bırakmak lazım…

Neyse, ben tabi dünden beri YİNE – YENİDEN tekrarlamaya başladım HAYAT BOŞ, STRES SAÇMA gibi… Kendi kendime söyleniyorum hem kendime hem de etrafıma…

Bu sabah bir mail geldi, mailin detayı önemsiz ama önemli olan her şeye rağmen yalan gülümseyen insanların yaşamayı denemesiydi… Telefon açtım ve dedim ki hayatta her şey boş bırak her şey gideceği yere kendiliğinden varacaktır. Gerçekten gülümse ve gül…

Bana iyi geldi kendisi, umarım bende ona fayda sağlamışımdır.

Tavsiyem;
Hayatta önce sağlığınıza, sonra sizi sevenlere, sonra sevdiğiniz işe kıymet verin.

Bu haftaki dileğim;
Ayın 1’i kilisesi / 7 Dilek / Gerçekleşsin J sadece 10 ayı var…

Benden Haber;
YA SONRA filmini mutlaka izleyin. Şarkılar muhteşem dinleyin, umarım her aşk böyle yaşanır…

Unutmayın ki;
Kader yazılmış olabilir ama henüz yaşamadık, hala renklendirme şansımız var!

Hayatta her şeyin sizi mutlu etmesi üzerine yaşamanız dileğiyle…

Yazıyı Paylaş

Henüz Yorum yok, ilk yorumu sen yap.

Ne Düşünüyorsunuz?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir