Yeni ürünler, VIP teklifleri, blog özellikleri ve daha fazlası hakkında bilgi sahibi olmak için e-posta adresinizle kaydolun.

French Oje’nin yeni kitabı “Mükemmel Bir Son”

Posted on 0 352 Görüntüleme

Arkasına bakarak yürüyebilir mi insan?

Eğlenceli ve samimi diliyle twitter’a adım attığı andan itibaren bir sürü genç kızın en yakın arkadaşı olan, aynı zamanda Erkek Dedikodusu 1 ve Erkek Dedikodusu 2 kitaplarının da yazarı French Oje’den yine samimi, kendi hikâyenmiş gibi içinde kendini bulacağın, belki de benim gibi iyileşeceğin bir türlü bitmek bilmeyen bir aşk hikâyesi…

Kitabı okumaya başlamamın tek sebebi daha önce French Oje ile bir işbirliği için tanışmış olmamdı. Ama bitirdiğimde gece saat 02.34’dü ve ben iyi ki bu kitabı okumuşum dedim.

Eğer uzun bir ilişkiniz varsa ya da uzun süredir var olan ama adı bir türlü ilişki olmayan bir kişi varsa bu kitabı mutlaka okuyun derim.

Kitaptan bazı yerleri çizdim, kimi satırda kendi geçmişimi gördüm, kimi satırda şimdilerde ancak terapistimden duysam bu kadar iyi gelecek cümleler okudum.

Kitabın ilk kapağında bana sorulması gereken soru yazıyordu ve ben bu satırlar sayesinde geçmişi düşünmemem gerektiğini, önüme bakmam gerektiğini anladım. “ “arkasına bakarak yürüyebilir mi insan?” demişti biri bir gün ve bence geçmişi düşünmememi sağlamak hiç bu kadar kolay olmamıştı…” 

Ben de bu kitabı okurken bir farkındalıkta “zaman” konusunda oluştu, genelde telaşlı, heyecanlı, panik, her şeye koşar adımlarla hareket eden biriyim. Ama ne zaman daha çok koşsam o zaman daha az iş bitirdiğimi aslında elimin ayağıma dolanmasından başka bir şeye yaramadığını fark ettim bu kitap sayesinde.O yüzden erteleyerek değil ama sakin sakin ilerleyeceğimden emin olabilirsiniz artık.

“Müge”  karakterinin terapistinin dediği “bazı insanlar çok az şey verebilirler, verdikleri kadarını alın ve o kadarı ile mutlu olun, daha fazlasını istemeyin” diyordu. Benim 2016 yılında öğrendiğim hayat derslerinden biridir bu durum.

Kitapta ilgimi en çok çeken konu ise halka meselesi oldu. Hepimizin etrafında halkalar varmış beş tane. Bu 5 halka içindeki insanlar zaman zaman ve yaşanılanlarla doğru orantılı olarak halka yerleri değişirmiş, ancak sağlıklı ilişkileri olan insanların halka değişimi hep bir yukarı ya da hep bir aşağı olurmuş. Yani 5.’i halkada olan kişi birden 3.’ü halkaya geçmesi durumunda bu ilişkinin sağlıklı olmadığını gösterirmiş. Bundan önceki yaşam tarzımda çok yanıldığımı ve yaptığım hataları düşünecek olursak benim 5.’i halkadan 1.’i halkaya bile taşıdığım çok insan olmuş. İşte o halkalar nelermiş, kimler orada imiş buyurun bakalım ve bundan sonra dikkat edelim.

5 Halka…

  • 1.’si Kendi halkamız: içinde hayatımızda en yakın olanlar var. Mesela aile, eş, kanka, çocuk
  • 2.’si yine yakın olan ama daha az sır bilenler
  • 3.’sü sevdiğimiz ama çok görüşemediğimiz dostlar
  • 4.’ü halkada tanıdıklar
  • 5.’i ve son halkada ise tanıdıkların tanıdıkları var.

Sayfa 40’ta yazan bu cümle bana hitaben olsa gerek “OYSA BEN HAYATIM BOYUNCA HERKESİ KENDİMDEN KAT KAT FAZLA SEVMİŞTİM, EN HAK ETMEYENİNİ BİLE!”

Bu kitabın bir notu da bana, benim gibi olanlara, hatta topluma… Bazen karşındakinin değişmesini istemek yerine kendine bile, ilişkine de iyi gelmeyen seni yani kendini değiştirmelisin.

Öğrendiğim bir şey de ilişki esnasında dışarıdan gelen seslere kulakları kapamak gerek oldu. Çünkü bazen kararlarımız doğruda olsa dışarıdan gelen sesle etkilenip ( dış faktör etkisi altında ) yanlış kararlarda verebiliriz. Hal böyle olunca mutluluğunu doya doya yaşayamadığın ilişkinin acısını uzun uzun yaşamak zorunda kalıyor insan.

Yazının başında demiştim ya uzun bir ilişkiniz varsa. Uzun ilişki sağlıklı bir ilişki ise sorun yok, uzun olması hiç problem değil. Ama ilişki sürekli kavga, sürekli bitişler – başlangıçlar şeklinde olmasına rağmen yıllarca sürüyorsa işte biz o bitmeyen ama bir türlü de tam olamayan diyoruz bu duruma. Ve inanın soruyorlar ya başka kimse mi yoktu onca zaman etrafta. İşte bu kitap buna da cevap veriyor. Biri bitmeden, diğeri gelmiyor. Sen bir ilişkiyi tamamen içinde, aklında bitirmeden, hayatından tam olarak çıkarmadan yenisinin gelmesi mümkün değil. Evren buna izin vermiyor.

İlişki nedir?

İlişki eğlenebildiğin, anlaşabildiğin sürece yürütebileceğin bir şeydir. Mutsuz olduğunda da hiç uzatmadan bitmesi gereken.

Kitapta French Oje’nin bir dilek dileme şekli var ki bayıldım… Üstelik bu sadece ikili ilişkilerde değil hayatınızın tüm alanlarında dilemeniz gereken bir dilek. “umarım her şeyi kendi içinde de bitirebildiğin (bitirebildiğimiz) bir hayatın (hayatımız) olur”

Kitabın 145.sayfasında yazanlar da çok fazla tanıdık 🙁  “beni aldattığını hiç düşünmemiştim zaten. Ama gerçekten özlemenin ne olduğunu çok iyi biliyordum. Hiçbir zaman vakit yaratmamıştı. Hiçbir zaman yanımda olmayı seçmemişti. Yılbaşında bile yapayalnızdım.”

Okumanın en güzel yanı duysanız anlamayacağınız, yaşasanız farketmeyeceğiniz bazı durumları ya da olayları kitaplarda hikayeler şeklinde okumanız durumunda etkilenir, öğrenirsiniz. Mesela “empati” iyi bir duygudur ama fazlası insanı zehirler. Çünkü o zaman sürekli ve her durumda, kendinizin ne hissettiğini düşünmeden karşıdakinin yerine koyarsınız kendinizi. Sonra hep ona göre karar verirsiniz. Demek ki her şeyin azı ya da çoğu değil kıvamında olanı makbul.

İnsanlar neden sınır çizer?

İnsanlar kendilerine zarar veren duygulardan ya da kişilerden korunmak için sınırlar çizer. Yani bazen çok seversiniz ama o kişi ya da ilişkinin tarzı size zarar veriyordur, işte o zaman bir an evvel oradan uzaklaşmak gerekir.

Bu kitabın baş rolü Müge ile en ortak yanımız içimizi hemen açmak karşımızdakine. Coşkularımızı en tavanda yaşamak ve bunu hemen yansıtmak. Müge bunu aşmış, kendine yasaklamış içini hemen açmayı ve duygularındaki coşkuyu saklamayı da öğrenmiş. Sıra bende, darısı başıma… 2016’nın bir öğüdü olarak yazalım bunu da buraya.

Heehhhh işte benim için French Oje ilişkimin tam tarifini sayfa 159’da yapmış. “Yanlıştı baştan sona. Benim isteklerime ve ihtiyaçlarıma uygun değildi. Ben de ona uygun değildim bence. Sadece kimyamız uyuşuyordu, o da bir süre zorlamamızı sağladı anca. Çok aşık gibiydik ama mutsuzdum!”

Velhasıl-ı kelam… Bu kitabın başından sonuna kendimi buldum, farkında olmadığım birçok şeyi far kettim. Sonunu asla tahmin edemedim. Sonu acıklı bitmesine rağmen içinde bir sürü UMUT edebileceğimi gösteren mesajlar buldum. Ama en önemlisi 2014 yılında gaflette bulunup, ağzımdan çıkanı duymadığım bir zamanda “xxxx şey 2014 bitmeden olsun da ne olursa olsun” demiştim. Sonu en az bu kitabın sonundaki kadar acı bitti. Hatırlarsanız kitabın başında Müge aynen şöyle diyordu “sadece evlenme teklifi alsam, evlenmesem bile okeyim”… İşte sonucunun böyle olacağını bilse o da demezdi. Bu kitapta, başıma gelenlerde artık her şey için “hayırlısı ise olsun”demeyi ve olmadığında da “vardır bir hayrı” diye devam etmeyi öğretti.

Mutlaka edinin ve okuyun derim.

Kalemine sağlık French Oje – Okuyan Us Yayın

Yazıyı Paylaş

Henüz Yorum yok, ilk yorumu sen yap.

Ne Düşünüyorsunuz?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir