Yeni ürünler, VIP teklifleri, blog özellikleri ve daha fazlası hakkında bilgi sahibi olmak için e-posta adresinizle kaydolun.

“Arkadan vermeyen kalmasın!” komik değil, tacizdir!

Posted on 0 306 Görüntüleme

Suç bende değil, sende!

Adam sıfatlı, insan görünümlü, ne olduğu belirlenemeyen canlı!

Suç bizde değil! Suç sizde!

Suç bizim kadın olmamızda değil, eminim siz vajinası olan bir erkek görseniz de aynı şeyleri yapma hakkını görürdünüz kendinizde. Hatta canlı bir varlık olmasına gerek bile yok, sizin bir türünüz var ki ne yazık ki vajina şekline benzemesi nedeni ile şeftali üzerinden espriler yapıyor, çeşitli otantik dağların görüntüsünden etkileniyor. O nedenle sorun bizde değil, sizde!

Biz bu ülkede kadın olarak doğmaya karar verdiğimizde başlıyor bize yapılan tüm kötülükleri inkâr edecek şekilde yaşamak… Daha anne karnında iken cinsiyetimizin kız olduğunu öğrenen büyüklerin “Kız mı? Olsun… İkincisi erkek olur…” cümlesi ile önce varlığımıza yapılan bu hakareti inkâr ediyoruz. (Bu sözel bir tacizdir!)

Sonra sırası ile ardı arkası kesilmeden geliyor zaten… Gözleri ile bizi soyan sapık dedeler, değişik yollardan bilerek ve yavaş yavaş götürerek, bizi korkutarak taciz eden taksiciler, ‘arkadan vermeyen kalmasın’ diye komiklik yaparak sözsel tacizin dibine vuran minibüsçüler, “fazla akbili olan var mı” muhabbeti ile başlayıp “ben basarım hanımefendiye” cümlesi ile toplu taşımanın toplu tacizi… Ve biz bunların hepsine susuyoruz, çünkü hiçbirinde bir yerimizi ellemediler, hatta bir kere elleseler bir şey olmaz, birden fazla ellemediler. Önce kendimizi suçlu, günahkâr hissediyoruz; bu nedenle mağdur olma ve yardım isteme güdümüzün üzerine yok sayma, inkâr etme güdümüz çıkıyor.

Şimdilerde dizileri eleştiriyorum ya ara ara bize neler yapıyor bu diziler diye, bu etki aslında hep olan bir şeymiş… Geçmiş Türk filmlerindeki bakkal amcanın 1 kilo pirinç ve bir ekmek vermek için bakkal tezgâhının arkasında okşadığı kadını hatırlatsam size… İşte şimdiki senaryolarda silahlar ve gayrimeşru çocuklar, ikinci kadınlar normalleştiriliyorsa bunun zemini ta o zamandan geliyor aslında; bakkal amca eller pirinç verir; amcan anneni düdükler size bakar… (Küçük Emrah filmini hatırlayın lütfen).

Şimdilerde trend olan bir durum daha var ya, aslında o da geçmişten… Özgecan mini etekle minübüse bindi, 19 yaşındaki tecavüz mağduru gece 3’te sokakta yürüdü, Münevver erkek arkadaşının evine gitti diye sanki yapılan bu tüm sapkınlıklar normalmiş de onların bu halleri anormalmiş gibi konuşuluyor ya… Bunun geçmiş versiyonu da “kancık köpek kuyruk sallamasaydı erkek köpek gelmezdi” sözü ile geliyor atalarımızdan. Hatırlayın, Türkan Şoray’ın dul bir kadını oynadığı bir filmde, kadın köyün en yakışıklı bekar delikanlısı tarafından binbir numara ile kandırılıyor ve evlenme vaadi ile hoop yatağa atılıyor ve sonuç: “Adam bekar canı çeker, kadın kuyruk sallamasaymış” oluyor tüm köylünün dilinde…

İşte günümüzde de birçok gerçek, eskiden ya da şimdi fark etmez, normalleştiriliyor, hem de bizim tarafımızdan ve evimizin içinde…

Bu da benim taciz hikayem!

Ben ilk tacize uğradığımda daha 9 yaşındaydım. Evet, karşıya babaanneme, Ümraniye’ye gidiyorduk ve 522 Alemdağ otobüsündeydim. Yaşlı bir adamla yan yana, ayakta duruyordum. Yol boyunca her şey normaldi, ta ki inerken elinin üstü ile mememe dokunmasına kadar.

Meme dediğim de, o yaşta henüz belirginleşmeye başlayan, halamın deyişiyle “oynayan” ve sadece şiddetli bir ağrı ve sivilcemsi bir görünümden ibaret olan çocuk memesi…

Ben bunu günlerce unutamamıştım, yıllar boyunca da sık sık, değişik konularla bağdaştırarak hatırladım bu korkunç anıyı…

Ben de susup, kendimi koruma altına alanlardandım, yani tozu halının altına süpürüyordum aslında…

Nasıl mı? İşte bu kendi geliştirdiğim saçma yöntemlerle:

Yıllardır bindiğim her taksinin plakasını daha binerken kapısına bakar, aklıma yazarım ve hemen en yakınıma ( aileme, sevgilime, arkadaşlarıma o an kim varsa ilk akla gelen ) mesaj atarım. Beni tanıyanlar bunu yadırgamaz, ilk attıklarım bu ne diye sorarlar, ben de “başıma bir şey gelirse bindiğim araç bu” derim, kızım manyak mısın derler ve gülerler. Ama kendimi böyle koruyorum, güvende sanıyorum en azından başıma bir şey geldikten sonra hakkım savunulur güdüsünü yaşıyorum.

Minibüste de inmem gereken durağa varmadan tek kalma durumu yaşayacağımı anladıysam herkesin indiği yerde iner gerekirse başka dolu bir minibüse tekrar binerim. Üstelik bazen o anki hisle alakalı minibüste sadece şoför, ben ve tek bir erkek kaldı ise yine inerim durağıma gelmeden. Nedendir bilmiyorum ama bir kadına kötülük yapılması algısında kötülüğü yapan erkek olunca diğer erkeğin kurtarma ihtimali benim için hiç inandırıcı değil.

Taksici nereden gideyim diye sorduğunda ana yol olsun mesafesi önemli değil ara yollar dönemeçli oluyor beni araba tutuyor gibi bir yalan uydurma gereği duyuyorum.

Ne zaman korkmadan yaşarız?

İfşa etmeye cesaret ettiğimiz zaman!

#sessizkalma

#ifsaet

#ifsaediyorum

Yazıyı Paylaş

Henüz Yorum yok, ilk yorumu sen yap.

Ne Düşünüyorsunuz?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir