Yeni ürünler, VIP teklifleri, blog özellikleri ve daha fazlası hakkında bilgi sahibi olmak için e-posta adresinizle kaydolun.

2017’nin son günü!

Posted on 0 20 Görüntüleme

Yılın son gününü annemin dizlerinde, ninni dinleye dinleye uyuyarak tamamlasam olmaz mı? Tıpkı ninnili yaşlarımda ki gibi saf, tertemiz uyusam, 2018 sabahına bir bebek kokusunda uyansam olmaz mı?

“Bir ninni söyle anne

Uyumak ne zor sensiz

Geceler emanet sessiz

Şefkatsiz kollarda

Uzat bana elini anne

Duramam ayakta sensiz

Hayat zor eller tekinsiz

Kirlenmiş yalanlarla

Belki gözyaşı yoktur gittiğim yerde

Buluşur muyuz seninle, meleklerin güldüğü yerde

Benim için üzülme anne

Önümde bir yol var sensiz

Umutlar çağırır bedensiz

Uykusuz sabahlarda

Belki gözyaşı yoktur gittiğim yerde

Buluşur muyuz seninle, meleklerin güldüğü yerde”

 

O kadar yorgunum ki, içimdekiler, kafamdakiler, ruhumda taşıdıklarım, günlük hayatta yaşadıklarım, yaşamayıp hayaller kurduklarım ne kadar yük varsa sanki tepeden tırnağa üstümde gibi. Derin bir uykuya dalasım var. Oysa eskiden nasıl hazırlanırdım yılın son gününe, elimde bir sepet herkesin kapısını çalar “umut edin derdim, umut edin, yeni yılda her şey çok güzel olacak”. O kadar çok kapı çaldım ki artık ayaklarım değil sadece umut ede ede kırılan kalbim yorgun. O nedenle sepetim boş bu sene, içinde ne umudum ne de umut etmenizi isteyecek sözcüklerim yok. Kısacası benden bu kadar, ne haliniz varsa görün.

Her yıl büyüyoruz evet ama her yıl 1 yaş değil, yaşadığımız kadar büyüyoruz. Çok büyüdüm son iki yılda. Öyle ki neredeyse yaşlandım da çocukluğuma geri dönesim var gibi.

Geçtiğimiz iki yıl önce ömrü hayatımın bir ilkini yaşayarak ilk defa yeni yıldan dilekler istememiştim, listeler yapmamış, ritüelleri es geçmiştim hatta öyle ki erkenden uyumuş bir an evvel yılın yok olmasını beklemiştim. Geçen sene ise doğduğum şehirden ve tüm sevdiklerimden uzaklaşmıştım sanki “mecburi hizmet” için sürgün edilmiş gibiydim. Ruhumdaki yaralardı sürgünümü sağlayan.  Ve bugün tam olarak 1 yıl olmuş. Ne garip sanki çok daha uzun olmuşta ben İstanbul’u İstanbul beni unutmuş gibi hissediyorum. Sanki çok uzun olmuşta ben 1 yılda yıllardır yorulmuş gibi hissediyorum.

Yorgunum, iyileşmem lazım diye kaçtığım bu şehir çok daha fazla yordu beni, iyileştirdi ama yen etkisi yüksek ilaçlar misali ciddi hasarlar bıraktı ruhumda. Şimdi yine yeniden kaçasım var ama nereye ve nasıl işte onu bilemiyorum.

Eskisi gibi değilim, hayallere dalıp saatlerce aynı hayali kuramıyorum, gerçeklerle yüzleşmek daha doğru geliyor artık. Aklım kalbimden daha önce çalışıyor hatta o kadar kurnaz çalışıyor ki arada bir kalbimin arkasına sığınıyorum.

Ne değişti derseniz?

  • Artık korkusuzum çünkü kaybedecek tek bir hayalim bile kalmadı, hepsinden gönül rızamla bir bir vazgeçtim.
  • Daha güzel yemek yapıyorum çünkü kimseler beğensin diye değil, kendim beğeneyim diye yapmayı öğrendim.
  • Yalnız uyumak fikrine hiç tanımadığım komşuyu çağıracak kadar uzakken şimdi kimselerle uyumak istemeyecek kadar alıştım yalnızlığa.
  • Her şeyi herkesle yapmaktan zevk aldığımdan çok daha fazla zevk almaya başladım tek başıma yapmaya.
  • Hayatımın illa da iki kişilik ve bir çocuk sesi ile süslenmesinin şart olmadığını öğrendim. Ondandır ki anne olmayı düşlemekten vazgeçmeyi becerebildim.
  • Hiç kimse için uzun uzun zaman harcamamayı öğrendim, gitmek istediğim an kimseye göre hareket etmemeyi öğrendim.
  • İnsanlara çayım ve sohbetim dışında verecek bir şeyim kalmadığı için hiçbir şey istememeyi öğrendim.
  • Canımın istediği kadar gülmeyi, canımın istediği kadar ağlamayı öğrendim. İkisi içinde birilerine ya da bir nedene ihtiyacım olmadığını fark ettim.
  • Çok özlemenin nasıl bir şey olduğunu öğrendim.
  • Kitaplarla konuşmanın yanı sıra duvarlarla konuşmayı öğrendim.

 

Huzur evinde yaşayan yaşlıların çocukları olduğu halde neden burada yaşarlar der üzülürdüm, bir gün orada yaşamak isteyeceğimi düşüneceğimi hiç bilmezdim ama anladım, çocuklukta yaptıklarımız tüm tepkiler gelecekteki yaşamımıza işaretmiş meğer. Evet, ben de yaşlanınca orada yaşanabilir neden olmasın diye düşünmeye başladım bile…

Gelelim 2018’e, ne getirir bilemem, neyi götürür onu da bilemem, hatta gelip gelmeyeceğinden, görüp göremeyeceğimden de emin olamam. Ama sizin için şunu diyebilirim; aynı gökyüzünün altında yaşayan, kemiğin ete bürünmüş, bir kandamlasından ibaret olduğunuzu unutmadan tüm canlı cansız varlıklarla birlikte huzurla, sağlıkla, mutlu yaşama şansına sahip olduğunuz bir yıl olsun! Eğer benim de şansım varsa 2018’i görmek ve yaşamak gibi, aynı şekilde, temiz bir havayı sağlıkla teneffüs ettiğim, kahkahalar atarak konuştuğum, çok yorulmadan ama çokça fayda sağladığım bir işte çalışarak, lezzetli yemekler yapıp yiyebildiğim, kısacası sağlıkla ve huzurla nefes aldığımız ve sadece hayrıma olan olaylar ve insanlara denk geldiğim bir yıl olsun. Gerisi yukarıya kalmış, hayırlı olan her şeye açık olan ruhuma sürprizler yapmak ya da yapmamak.

İyi yıllar canlar, biraz daha iyileştiğiniz bir yıl olsun!

Yazıyı Paylaş

Henüz Yorum yok, ilk yorumu sen yap.

Ne Düşünüyorsunuz?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir